Kayıtlar

Ben hastayım etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sizi Sevdiğini Söyleyen Kişinin Amaçları

Resim
Sizi Sevdiğini Söyleyen Kişiye Yapmanız Gerekenler Biri size sevdiğini söylüyorsa o kişinin amacı şu iki şeyden biridir. 1. Sizi gerçekten seviyordur. Sizden duygusal anlamda veya fiziksel anlamda hoşlanıyordur. Sizinle birlikte olmak hoşuna gidiyordur. Sesinizden, duruşunuzdan, tepkilerinizden, hareketlerinizden veya yaptıklarınızdan etkilenmiştir. Bunların hepsi aynı anda da olabilir. İçlerinden sadece birisi de olabilir. Sadece birisi yeterli olması durumunda sizi sevebilir. 2. amaç ise size sahip olmak istiyordur. Bu sahiplik ömür boyu bir birliktelik için değil kısa süreli birliktelikler için düşünülmektedir.

Benim Her şeyim Olan Küçük Şeyler Vardır

Resim
Benim Her şeyim Olan Küçük Şeyler Vardır Hayat çoğu zaman sadece çevremde devam ediyor. Benimle bilgisayarımın ekranı arasında. Benimle telefonum arasında. Evimin tek odasında, karanlıkta uzanıp müzik dinlerken... Perdeyi aralayıp dışarıya bakmazsam, içinde bulunduğum cehennemin farkında olmuyorum. Aynanın karşısında çok defa gözlerimin içine bakmışımdır. Yabancı geliyorum kendime. Eğer aynanın karşısına geçip bakmazsam kim olduğumun farkında olmuyorum. Seslerden hep rahatsız oldum. Ben sadece duymak istediğim sesleri duymak istiyorum. Hangi şarkı gözlerimi yaşartmayı başarırsa ben o zaman rahatlıyorum. Kulağımda istediğim sesler olmazsa ben duyduklarımın farkında olmuyorum. İnsanlara ve olaylara sadece gözlerimin gördüğü şekilde bakmadım. Onları anlamaya çalıştım, seslerini dinledim. Duygularını hissetmek istedim. Beni çok kızdıranlar da oldu, çok güldürenlerde. Fakat insanları anlayamıyorum. Çünkü içinde menfaat, para ve dedikodu olmayan ilişkilerde kimin arkada

Magnum Şiiri

Resim
MAGNUM ŞİİRİ Getir şef onları da getir, Donat masayı baştan başa, Koy kremasını bolca koy, Çikolatayı, sosu, yığ anasını satayım... Dur, Çubuğu ver önce. Çikolata ver, badem ver, oh ne güzel getir. Aynısından bir tane daha getir bol kremalı, Valla fıstıklısı da olur, Bolca fıstık, kaymakta sık... Peçete getir, ıslak mendille, Sade çikolatalı bile gider bu mevsimde, Bir kat daha karamel at etrafına, Süsle az daha gözümüz doysun, Gönlümüz bir güzel dondurma görsün... Canım hep Magnum yemek istiyor şef, Bir çubuk daha atsan, Çilek, Badem, Fıstık, yanında kola soğuk olsun, Buz gibi suyu eksik etme masadan, Fındık ezmesi, Çikolata sosu, Kivi, Portakal, Mandalina, Ne varsa getir, Getir 8-10 tane ondan da getir, Boşalanları götür şef, boşalanları götür... Bir tane daha verirsen hayır demem ustam, Maraş usulü sade beyaz olsun, Beyaz deyince muz olmadan olur mu? Getir masaya boydan boya kondur, Şefim şimdilik senden istediğim budur... CELLMANN | Ben Has

Sen de çay mı içiyorsun?

Resim
Sen de çay mı içiyorsun? Elazığ'da bir caminin merdivenlerinde oturmuş etrafı seyrederken yanıma gelip cebindeki paraları çıkardı ve saymamı istedi. 35 lirası vardı. Defalarca saydırdı parasını. İki beşliği bana uzattı ve elindeki tek 10 lirayı göstererek ben de 10 lira olup olmadığını sordu. Neyse ki bi onluk vardı ve parasını tümledim. Pil, tespih, tırnak makası, yüzük ve koku satıyordu. Henüz Türkçe'yi tam olarak sökebilmiş değil. Mesela üzerindeki o güzel montun renginin gri olduğunu söylüyor :) Elindeki paraları ve sattığı malzemelerin olduğu beyaz poşeti bana verip telefonumu aldı. Tuş kilidi şeklini bulmaya çalışırken onu bir oyun gibi eğlenerek tekrar tekrar denedi. Fotoğraf çekildik. Biraz şimardı :) Döneri sevdiğini söyleyince hemen karşımızdaki büfeye gittik. Döner ustası kalan son döneri bi öğrenci arkadaşa vermişti. Sıra bize gelince ne yazık ki döner kalmadığını söyledi. Son döneri alan öğrenci arkadaş daha paketi açmadan hemen bana uzattı ve geri ve

İnsan İlişkilerinde İyi Niyet

Resim
İnsan İlişkilerinde İyi Niyet "İyi niyet" olduktan sonra iki insan bütün sorunların üstesinden gelebilir. Ama bir insanda art niyet varsa, en ufak bir sorun bile sanki dünyanın en büyük sorunuymuş gibi büyütülür ve kavga değil savaş çıkartılır. İnsan "hata" yapan bir varlıktır İyi niyetimizi korumak adına "İnsan" dediğimiz varlığın "hata" yapan bir yapısı olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Burada bahsettiğimiz konu, sizi dolandıran, ihanet eden, açıkça ve isteyerek yalan söyleyen birine karşı takınacağımız tavır değil, farkında olmadan, doğası gereği hataya düşmüş bir insana olan yaklaşımızdır. Çevrenizdeki insanların tavrı Bir hata yaptığınızda arkadaşınız, aileniz, sevgiliniz, eşiniz, öğretmeniniz ve patronunuz buna nasıl yaklaşıyor bir dikkat edin. Sizi yargılayıp, hakaret edip, aşağılayıp, dışlıyorlar mı? Yoksa size doğru olanı söyleyip, sizi doğru olana mı yönlendiriyorlar? Yaptığınız hatayı sanki "hep yapıyormuş ve bundan so

Bir arkadaş için yazdığım İş ilanı

Resim
Bir arkadaş için yazdığım İş ilanı Başak'a görsel açıdan yardımcı olacak eli mause tutan, ilkokul karnesinde resim dersi beş pekiyi gelen, fakat matematiği zayıf olduğu için annesine ve babasına bir türlü yaranamayan, küçük ve çok etkili iş arkadaşları aranmaktadır. Tercihen ehliyeti olmadan araba yarışı oyunlarında birinci olanlar alınacaktır. İlgilenenlerin ilkokul karnesinin fotokopisi, vergi levhası ve bilgisayarıyla birlikte çekilmiş 7 tane fotoğrafını youtube'a eklemesi gereklidir. (Kimse ulaşamasın diye)

Mintax klasik krem deterjan

Resim
Çocukluğumuzun aklımızdan silinmeyen ürünlerinden birisi Mintax. Reklamlardaki "Mintaxla canım mintaxla" sloganı bir çok ortamda karşılaştığımız başarısız espri girişimlerinin ilk sırada kullanılan aleti olmuştur. Geçenlerde yine aklıma geldi ve merak ettim hâlâ satılıyor mu diye. Evet satılıyormuş. Şok marketlerde bu ürünler var.  Tabi artık bir çok farklı çeşitleri de var. Fiyatı 1.75 lira.

Hz. İbrahim'in cesareti

Allah'ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri de düşünebilmektir. Hz. İbrahim'in dönemin insanlarına putların hiçbir faydasının olmadığını göstermek için güzel bir oyun oynamıştır. Sırayla yan yana duran putlardan en büyüğüne dokunmamış, diğer tüm putları paramparça etmiştir. Böyle bir şeye sadece İbrahim'in cesaret edebileceğini düşünen insanlar ona: "Söyle İbrahim, sen mi kırdın bizim tanrılarımızı?" diye sormuştur. Hz. İbrahim: "Hayır bana neden soruyorsunuz, (sağlam kalan putu göstererek) bakın bu sağlam, buna sorun kimin yaptğını." demiştir. Bunun üzerine oradaki insanlar "Sen de biliyorsun ki bu tanrılar konuşamaz. Ona nasıl soracağız ki." demişlerdir. Madem ki hiç konuşamayan, bırakın sizi, kendisine faydası olmayan bu putları ne diye ilah kabul edip taparsınız? Oradaki insanlar yaptıkları bu saçma işin farkına varmış olsalar da gururlarına yediremedikleri için büyük bir ateş yakın Hz. İbrahim'i mancınıkla ateş

Meyhanelerde kurtarılan vatan: İstanbul Hatırası

Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği İstanbul Hatırası adlı oyun Cumhuriyetin kuruluş yıllarında başlayan bir aşk hikayesini anlatıyor. Yaşanmış bir hikaye olan oyun, Ramazan ayında her gece eğlenmeye giden Ali’nin pavyonda çalışan bir konsomatrise olan aşkını anlatıyor. Henüz Cumhuriyet kurulmadığı için, Osmanlı Devleti kanunları nedeni ile sahneye müslüman Türk kızlarının çıkması yasaklanmış. Bu sebeple pavyondaki erkekleri eğlendirecek, herkesin masasına oturacak ve her geceyi farklı bir erkekle geçirecek kadınlar müslüman Türk kızları yerine ecnebilerden seçiliyormuş. Cumhuriyet kurulduktan sonra bu yasak kalkmış ve pavyonlarda Türk kızları da çalışmaya başlamış. Ali o dönemde Osmanlı Devletine muhalefet olan bir gazetede çalışıyor. Pavyondaki kızı ilk gördüğünde aşık olan Ali, bunu ilk arkadaşı Namık’a söylüyor. Arkadaşı Namık’ın yardımlarıyla kızla tanışıyor. Pavyonun sahibinin bir oyuncunun gelmemesinden dolayı zorda kalması nedeni ile eline bir fırsat geçiyor ve Ali de düz

Gittikçe kindar bir toplum oluyoruz

“Gittikçe dindar bir toplum oluyoruz.” yorumlarının aksine, bence gittikçe ahlakı bozulan ve inançlarından uzaklaşan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Bugün haberleri açtığınızda mutlaka eşini kesen bir adamla karşılaşıyorsunuz. Mutlaka bir hırsızlık olayı ve mutlaka bir sarhoş sürücünün katliam haberlerini izliyorsunuz. İzlemediğimiz şeyler de var. Mesela mutlaka bir kadına tecavüz edilmiştir fakat toplum baskısı nedeni ile fazla yayılmamıştır. Ya da mutlaka bir huzurevinde veya çocuk esirgeme kurumunda bir yaşlıya veya bir çocuğa insanlık dışı muamele edilmiştir fakat bundan henüz haberimiz olmamıştır. Hayatımızda İslam'la ilgili ne var? İnançlarından uzaklaşan toplum derken şu anlaşılmasın: “İslam dininden uzaklaşıp farklı dinlere yönelmek.” Hayır bu değil. Biz, toplum olarak imandan uzaklaşıyoruz. Yani toplumun yaşantısına baktığımızda, tanrısı olmayan, inançsız bir insan, bir atesit gibi yaşıyor. Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu aklımıza getirmeden, bir gün öl

İngilizlerin dediğini yaptık

Resim
Tarih derslerinde bize öğretilen kahramanların aslında bir hayal kahramanı olduğunu anlamaya başlayınca, kendi kendimize hep şu soruyu sorduk: "Almanya ve Japonya gibi dünya savaşlarında yerle bir olmuş ülkeler nasıl oldu da kısa bir süre içerisinde dünya devi oldu da, Türkiye yıllardır hâlâ geri kalmış yada gelişmekte olan ülkeler arasında yer alıyor?" Bu sorunun cevabını, Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanan gelişmelere bakarak verebiliriz. Harf devrimi 1 Kasım 1928 yılında kabul edilen Harf Devrimi, Türkiye'nin geri kalmasına neden olan sebeplerin başında gelmektedir. Batı kültürüne duyulan hayranlık ve Avrupa'nın üstünlüğüne olan inanç, 600 yıl boyunca dünyayı yönetmiş Osmanlı Devletinin kullandığı alfabenin yetersiz olduğunu savunuyordu. Savaştan yeni çıkmış, yetişkin sayısı ve iş gücü çok düşük olan Türkiye Cumhuriyetinde yapılan harf devrimi ile mevcut okur-yazarların tamamı bir gecede cahil konumuna düşmüşlerdir. Yarın tüm yazılar Çince olsa Duru

Batı'ranlar

Resim
Söz konusu "insan hakları" olunca, kendi dinimiz olan İslam'ın insan hakları konusunda ne dediğini bilmediğimizden dolayı batıyı örnek veririz. Bu örnekleme aslında sadece insan hakları konusunda değil. Bu ülkede yapılan yanlışları eleştirirken, "batı" olarak ifade ettiğimiz ama tam olarak neresi olduğunu bir türlü anlayamadığım yerin, her zaman doğru olanı yaptığını söyleriz. Hayatın her alanında siyasetten sağlığa, teknolojiden alışverişe, aile hayatından eğitim sistemine kadar herşeyi "batı" her zaman iyi yapar. Dün NTV'de "uyku" ile ilgili bir program yapıldı. Program sırasında, yapılan araştırmalar sonucu  "öğlen uykusunun" ne kadar değerli olduğundan da bahsedildi. Bunu duyunca gerçekten çok sevindim. Uyku problemi çekenler öğlen saatlerinde 45 dk. - 60 dk.lık bir arada uyuyarak gün içerisinde daha dinç olabilirler. Tabi bunu biz 1.500 yıl önce Peygamber efendimizin yaşantısından öğrenmiştik. "Kaylule" den

Evladım nereye gidiyorsun?

“Yarım kalmış oyunları ben bitiririm.” Üniversite hayatımın ilk yılları öğrenci denilen kavramı anlamak ile geçtiğinden dolayı arkadaşlarımla birebir iletişim kurmaz onları uzaktan takip ederdim. Sınıfta kimseyle konuşmaz, kimseye sıkıntılarımı ve sevinçlerimi anlatmazdım. Bu yüzden derslerle ile ilgili bir gelişme olduğunda en son ben duyardım. İlk üç sene birinci sınıfı tekrarladığımdan artık okulda gördüğüm herkesi tanıyordum. Tek karıştırdığım şey hangileri ile şuan aynı dersleri aldığımdı. Sınav haftası benim için hep problemli geçerdi. Kimseden not isteyemezdim. Kimseden geçmiş yıllara ait sınav sorularını alamazdım. Sınav günü hangi sınıfta sınava gireceğimiz yarım saat önceden belli olur ve hoca panoya asardı. Buna göre herkes bir yerlere dağılırdı. Panonun önleri çok kalabalık olduğundan oraya gitmek yerine uzaktan izlemeyi tercih ederdim. Bir gün İngilizce sınavına girecektik. Sınav saat 11:00’deydi. Okula geldim ve panonun yakınında beklemeye başladım. Kısa süre içeris

Üstüne Zeynep yazınız

Resim
“Aşk bir askerin sivil elbiseleri gibidir. Giymek için zamana ihtiyacı vardır.” Üzerime giyecek adam gibi bir şey bulmakta zorlandığım için giyim konusunda Afrika ülkelerinden bile gerideyim. Acil giysi ihtiyacımı karşılamak için Şaban Giyim, Sevalguy gibi dünyaca ünlü markaların mağazasının önünden geçtikten sonra Colin’s şubesine girdim. Bence mağazalarda bayan reyonları giriş katta değil üst katta olmalı. Gün boyunca mağaza mağaza dolaşan bayanlar merdivenleri inip çıkarak zayıflar ve hiç farkında olmadan kilo verirler. Fakat bazen hayatta her şey istediğiniz gibi olmuyor. Bu yüzden kafamda deli sorularla birlikte üst kata çıkıp neler olduğuna bakmaya başladım. Yeni sezonda başlayan yeni diziler gibi çok harika ürünler vardı. Mağazanın dört bir yanını, üstünü ve altını dolaştıktan sonra harika bir t-shirt gördüm ve beğendim. Elimde t-shirt, tam merdivenlerden aşağıya inmek üzereydim ki bana giyinmemde yardımcı olan Zeynep kod adlı reyon görevlisi “bir dakika, bir dakika” di

Müsahipzade Celal tiyatrosu Kargaşa oyunu

Resim
Bunalıma girmek üzereyken son çare olarak yaptığım şey tiyatroya gitmektir. Hayat zaten bir oyun ve oyalanmadan ibaret olduğu için, her anımızı sahnedeki oyuncu gibi yaşadığımızı düşünürüm. Oyunculuk benim her zaman ilgimi çekmiş olsa da, yabancı insanlara karşı alışma sürecim uzun sürdüğü için izleyici olarak kalmama neden olmuştur. Fakat dediğim gibi zaten hayat bir tiyatro sahnesi olduğundan 26 yıldır tek kişilik oyun oynamaktayım ve alışmam gereken bir yönetmen veya oyuncu arkadaşım yok. Cami yapacaklar söylentisi Yenilemek için yıkıldığında, hemen yanı başında tarihi bir cami olmasına rağmen, amacı bağcıyı dövmek olan kişiler tarafından “Cami yapacaklar” söylentisi çıkarılan ve bu duruma sanatsever olarak tanımlanan birçok kişinin bilinçsizce tepki göstermesine neden olan Üsküdar’daki Müsahipzade Celal tiyatrosunda Kargaşa isimli oyuna gittim. Oyuncuymuş gibi heyecanlanıyorum Oyunda 5 kadının geçmişe yönelik özlemleri anlatılıyordu. Gençliğini özleyen, sevgilisini özleyen,

Bana 3 bin çay

Resim
Lisedeyken okul bahçesinde iki kantin vardı. Birinde sadece çay ve simit, diğerinde ise tezgahın üzerinde farelerin dolaştığı, ekmeklerin içinden pislik çıktığı, sosis ve salamların domuz etinden yapıldığı iddia edilen (her lisede aynı muhabbet) bir kantin vardı. O zamanlar ben bu iki kantini fakir kantini ve zengin kantini olarak adlandırmıştım. Kutu kola o zamanlar benim için bir araba anahtarı gibiydi. Tabi soylu bir aileden geldiğim ve bir oturuşta iki-üç baba parası yiyebildiğim için genellikle zengin kantininde takılıyor, arkadaşlarıma kutu kolalar ısmarlıyor ve nedense o kutunun elimde olmasından dolayı kendimde büyük bir güven hissediyordum. Kutu kola o zamanlar benim için bir araba anahtarı gibiydi. hep kalaba hep kalaba Zengin olsun, fakir olsun iki kantinin de önü, Kadıköy Salı pazarında ucuz iç çamaşırı satan bir tezgahın önü gibiydi. Öğrenciler sanki maaşlı çalışıyor orada, hep kalaba hep kalaba. Kantinin penceresi HTC Wildfire S’in ekranı ile aynı boyuta s

Kılımı kıpırdatamıyorum

Resim
Saat 01:30’daki Katil Koyun Antayla otobüsüne bindiğimde her iki yolcudan birinin Galatasaraylı olduğunu gördüm. Sarı kırmızı atkılar, montlar, bereler, şişeler, gişeler ve bişeler... 28 numaralı kampanyalı koltuğa oturmak için arkaya doğru ilerledim. Yan koltukta uyuyan bir Galatasaray taraftarı vardı. Pencere kenarına geçmek için öncelikle onu geçmem gerekiyordu. Uyanması için bir kaç kez kolundan hafifçe dürttüm. Tamam biraz da çimdikledim. Fakat buna rağmen eleman “kılını bile kıpırdatmadı”. Gerçi ben de kıllarımı kıpırdatamıyorum ama bu başka. Çok ağır bir uykusu vardı. Öyleki çok yavaş nefes alıyor ve veriyordu. 1 saat öncesinden uyumasına rağmen gözleri tam olarak kapanmamıştı. Ağır yani. Uyanmadığını görünce kolunu daha şiddetli bir şekilde sallamaya, ona sanki bir Şahin’in içerisinde yolculuk yapıyormuş havası vermeye çalıştım. Galatasaray’ın kazanması ile birlikte stat içerisinde ve maç esnasında salıncak gibi sallandığını hatırlayınca artık “aklımın iplerin

Kızların gerçek yüzü: Sınav haftası

Resim
Bir gecede iki filmin izlendiği, monopol, batak, poker gibi oyunların oynandığı, günün büyük bir kısmının uyuyarak geçirildiği ve böylece arkadaşlar arası samimiyetin arttığı sınav haftaları bize bir gerçeği daha göstermekte: Güzel sandığımız kızların gerçek yüzü Yarım ekmek arası tavuk döner + ayran Normal zamanda İngiltere Kraliçesi Elizabet’in gençlik zamanlarındaki gibi güzel giyinip, “en ucuz fiyat garantisi” rekabeti yapan teknoloji firmaları gibi kendi aralarında rekabet eden kızlar, sınav haftası olduğunda 2 TL’ye yarım ekmek arası tavuk döner + ayran satan büfeler gibi basit ve sönük oluyorlar.   ay çok çalıştım valla Makyaj konusuna bir şey demiyorum, zaten insanın her zaman doğal maden suyu gibi olmasından yanayım fakat bu pijama olayı kızlarda oldukça sık bir şekilde görünmeye başladı. Özellikle üst sınıflar yeni gelen birinci sınıflara kötü örnek oluyorlar. Sınav haftasının başlarında eski formunu korumaya çalışıp ligin orta sıralarda kendisine yer bulan kızlar, s

Böyle Müşterilerimiz Bile Var

Böyle Müşterilerimiz Bile Var - İnternette bir ürün gördüm, bunu internetten alamıyor muyum? + Sepete ekle butonu var mı? - Evet var. + Butona basıp alabilirsiniz. - Teşekkür ederim. + Söylediklerinizi anlamadım, lütfen oturduğunuz yeri kodlar mısınız? - Ka, A, La, A, Mı.... + Beyefendi kodlayın lütfen, Adananın A sı, Manisanın M si gibi. - Kalamıkın Ka'sı............ Afyonun A'sı ........... + Evet hadi devam edin lütfen - L'nin L'si, A'nın A'sı, M'nin M'si... + ??? + 1 hafta önce kılıf aldım, soyulmaya başladı. Ürün kalitesinde hiç memnun değilim. Aldığım kılıflar konusunda şikayetçiyim. Konu ile ilgilenir misiniz yoksa kaderimle başbaşa mıyım?

Şimdi Okullu Olduk

Resim
Şimdi Okullu Olduk Üniversitenin zirvesindeyken, eğitim dünyasından bir seneliğine ayrı kalmam, aramızdaki sorunları düşünüp çözmek için bana çok faydalı bir zaman oldu. Geçen bu süre içerisinde nerelerde hata yaptığımı ve mutlu olmak için neler yapmam gerektiğini iyice anladım. Rektörlüğün beni arayıp “hadi gel, seni affettik” demesi ile birlikte 7 yıl boyunca eskittiğim yollardan tekrar geçmek durumunda kaldım. Diploma ile fotoğraf Matematik bölümünün en zor sınıfı 3. sınıftır. Soyut Cebir dersi aklı başında olan insanlar için oldukça zordur. Bu dersi geçmek için kafayı biraz sıyırmanız gerekmektedir. Gerçi bana her gün bayram olmasına rağmen, 7 yıl gibi bir sürede diploma ile birlikte bir kare fotoğrafımın bile olmaması aslında her günümün de bayram gibi geçmediğinin bir göstergesidir. Normal hızlı tren Okulun ilk günü benim için oldukça zor oldu. Çarşamba gecesinden normal hızlı trenle başlayan yolculuğum sabahın erken saatinde, Uğur derin dondurucudan bile daha s