Günlerden birgün Kütahya'dan Ankara'ya gitmek için " mecburen " yerel firma olan Kütahya Astur'dan bilet aldım. Çünkü o zamanlar başka hiç bir firma Ankara'ya gitmiyordu. İçi Eminönü alt geçitlerindeki gibi kokan Mitsubishi Maraton model otobüse bindiğimde aklıma ilk gelen şey Anadolu Seyehat'in yolcularına izlettirdiği, bazı otobüs firmalarının yaptıklarını anlatan kısa film oldu. 180 derece yatan koltuklar Koltuğum o kadar rahattı ki, arkanıza yaslandığınızı otomatik olarak algılıyor ve sınırsız bir yaslanma yeri veriyordu. Sonu yok, arkaya ne kadar iterseniz gidiyor. Ben de o sinirle arkamdaki adamın bacaklarındaki fazlaları aldım. Servis elemanına durumu bildirdim ve beni hemen başka bir koltuğa aldılar. Servis elemanı çok iyiydi. Biraz muhabbet ettikten sonra zaten yakında ayrılıp farklı bir firmaya geçeceğini söyledi. Çıldırtan soru Otobüste dondurma dağıtmaya başladılar. En önden başlayıp sırayla arkaya doğru gelen servis elemanına arka koltuk...
Matematik bölümünü kazanıp üniversiteye başladığımda fakültedeki tüm öğrencilerin kullanımına açık yalnızca 15 adet bilgisayar vardı. Bilgisayarların başında görevli biri vardı ve bu bilgisayarları ondan randevu alarak en fazla 1 saat süreyle kullanabiliyorduk. Bilgisayarlarımız devlet memuru gibiydi. Donanımı zayıf, hızı yavaş ve kapasitesi sınırlıydı. Bir yandan sayfaların açılmasını bekliyor diğer yandan da bizden sonraya randevu alan kişinin gecikmesi ya da gelmemesi için Allah'ın sevgili kullarını da anarak dua ediyorduk. Bu durumu sürekli şikayet edip sayının artırılması için diplomatik tüm yolları deniyorken, sesimi duyan bir arkadaşımdan mühendislik fakültesinde içerisinde 50-60 tane bilgisayar bulunan sınıfların olduğunu öğrendim. Üstelik bu sınıflar ders haricinde de açık oluyormuş ve bilgisayarlar süre sınırlaması olmadan kullanılabiliyormuş. İstihbaratı aldıktan sonra atalarımızın Viyana kapılarına dayandığı gibi ben de mühendislik fakültesinin kapısına dayandım. Bilgis...
Tembel İşsizler Konuşmak zorunda olduğumuz insanlarla sohbete başlarken mutlaka kullandığımız “hava ve yol durumu” muhabbetlerinin bir benzeri de işsizler için var. “İş bulamıyorum” Bilinen bir gerçek var ki iş arayanların büyük bir çoğunluğu firmaya, pozisyona ve aranan niteliklere bakmadan iş başvurusunda bulunuyor. Yazımızın devamında bu kişilerden kısaca “ahmaklar” olarak bahsedeceğiz. Bu “ahmaklar” sayfa sayfa uzayan CVlerini gözleri açık ama zihinleri kapalı bir şekilde her gördükleri açık pozisyon için gönderirler. İş başvurusunu değerlendirip görüşmeye çağırısınız. Kişiyi ararsınız ve yüzyüze görüşme için randevu verirsiniz. Görünürde iş arayan ama içten içe tembelliği bir iş olarak sindiren bu ahmaklar gelen bu görüşme talebi üzerine “nereye başvuru yaptıklarını” incelemeye başlarlar. Mardin’de oturan bir ahmak İstanbul’daki bir firmaya başvuru yapıp görüşme için çağrıldığında size “ben İstanbul’da olduğunuzu yeni farkettim” diyecek kadar beyinsiz olduğunu da açıkça ifade e...
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınızı yazarken Türkçe imla ve yazım kurallarına dikkat ediniz...