Kayıtlar

Şeytanın aklına gelmeyen Turkcell kampanyası

Operatörlerden ara sıra ilginç mesajlar almaya alışığız. Fakat son 10 yılın en büyük bombasını, bu mesaj gelince okudum. Bu fikri ortaya atan kişiyi, aboneleri süründürme konusunda göstermiş olduğu yoğun çaba için tebrik ediyorum. Şeytanın aklına gelmeyecek bir düzenleme. Kampanya hakkında Turkcell, Aran Kazan kampanyası ile ilgili yeni bir düzenleme yapmış. Aran Kazan’da diğer operatörlerden 30 gün içerisinde 180 dakikalık (3 saat) çağrı alırsanız, şebeke içi 1 hafta kullanabileceğiniz 1200 mesaj kazanıyorsunuz. 31 Ağustos 2010 tarihine kadar böyleydi. Şimdi ise bu konuda küçük bir düzenleme yapılmış. Önce gelen mesajı okuyalım: İşte o mesaj: “AranKazan’da 01.09.2010 itibari ile diğer operatörlerden 180 dakika arandığınız ay içinde numarasını Turkcell’den taşımış abonelerden gelen çağrılar, 180 dakikaya dahil olmayacaktır.” Yani diyor ki, sen 1 hafta kullanabileceğin şebeke içi 1.200 mesaj kazanmak için, 30 gün içerisinde diğer operatörlerden 180 dakika aranman lazım. Fakat

İsrail’in uluslararası hukuka saygısı

İran’ın ilk nükleer santralini devreye sokması ABD’de dahil tüm dünya ülkeleri içinden sadece bir ülkeyi rahatsız etti: İsrail. Uluslararası hukuka çok saygılı olan israil haklı bir gerekçeyle İran’ın durdurulmasını istiyor. Kendi gölgelerinden korkan ve dünyadaki terörü yöneten israilin, kulağı çekilmesi gereken dışişleri bakanlığı sözcüsü Levy’nin yaptığı açıklama ise kendi aralarında kavga eden ilköğretim öğrencilerinin sözlerinden farksız: “Uluslararası antlaşmaları bu denli bariz bir şekilde ihlal eden bir ülkenin, nükleer enerji kullanmanın faydalarından yararlanmasını tamamen kabul edilemez bir durum.” Bu açıklama yapılırken bir Türk gazetecenin “Sayın Levy, uluslararası sularda bizim insanlarımızı katlettiniz ve ayrıca çocuk, kadın yaşlı demeden Filistine yıllardır yaptıklarınız ortada. Bırakın nükleer enerji kullanmanın faydalarını, kendinizi insan olarak görebilmeniz kabul edilebilir bir durum mu? Bir tek siz mi akıllısınız?” diye sormasını beklerdim.

Sabah 6 ve çıldıran kadın

Resim
Evde yalnız kaldığım ilk gece gürültüden ve kavgalardan dolayı uyuyamadım. İlk önce 24 saat boyunca çalışan oto yıkama servisininden gelen su sesleri uyandırdı. Tam bunlara alıştım derken üst kattan sesler duydum. Kalkıp kontrol ettim, bütün kapılar kapalıydı. Herşeye rağmen tekrar uyuduğumda ise çok kötü bir rüya görerek tekrar uyandım. Sabah 6 olduğunda hükümet konağından gelen seslerle tekrar uyandım. Uyutmayacaklarını anlayınca balkona çıkmıştım ki, o sırada hızla yürüyen ve çokca ağlayan bir kadın “ Beni bırakıp gitme, sana aşığım, sen gidersen çıldırırım ” sözleri ile mahalle sakinlerinin tamamını uyandırmayı başardı. Kadın çaresiz bir şekilde nereye gittiğini bilmeden yürüyordu. Bu duruma insanların gülümsemesi ise beni üzen diğer bir şey oldu. Hiç susmadan konuşuyor ve hiç durmadan hızlı bir şekilde yürüyordu. Başına ne geldi bilmiyorum. 30 dakika sonra tekrar geçti sokaktan. Yine aynı şekilde ağlıyordu. Yine gülüşmeler oldu. Psikolojik sorunları olan insanlara karşı hep

Çamlıca Tepesi İngilizlerin

Resim
Sokaklarda o kadar çok turist varki bir mekanda kavga çıksa dayak yiyeceğim diye korkuyorum :) Sadece Avrupa'dan değil, ortadoğudan gelen turist sayısında da bu sene oldukça büyük bir artış var. Haftaiçi ve Çamlıca Tepesi olmasına karşın, fiş alma sırasında bekleyen 5 kişinin de yabancı olması beni oldukça şaşırttı. Turistlerin oraya istanbulu izlemek için mi yoksa bizim insanlarımızın yaptığı gibi, tüm uyarılara rağmen yerleri çekirdek kabukları ile doldurmak için mi geldiği bilinmiyor :) Restoranda arkamdaki masada bir Rus turist grubu vardı. İçlerinden biri yarı Türkçe yarı Rusça konuşunca bir an Rusça anladığımı sanmaya başladım. Ama hemen geçti. Güncelleme: En önemli yeri anlatmayı unutmuşum. Önümdeki asil ingiliz kraliçesi bayan 2 fincan kahve rica ettikten sonra ödemeyi gerçekleştirdi. Ardından birlikte kahvelerimizi almaya gittik. Görevlinin " Bacım tepsi al, elin yanmasın. " uyarısı Türk insanının yabancılara karşı ne kadar misafirperver ve nazik olduğunu

Hasretler ayrılıkla başlar

Resim
Önceleri sessizdir ayrılanlar, Mutluluğu başka yerde ararlar, Oysa geçen günlere yakınırlar Ayrılıktır bu çeken anlar... Bütün anılar canlanıverir, sanki bitmemişler gibi. Eser ayrılık yeli, giden sevgilinin ardından...

Üsküdar Sefa sofrası ve SAF servis

Üsküdar Sefa Sofrasında, sadece burnumdan değil beş duyu organımdan gelen bir yemek yedim. Yemekleri çok lezzetli gerçekten ve ucuz. Self servis sistemi var fakat ızgara çeşitlerini isterseniz biraz bekliyorsunuz ve masanıza getiriyorlar. Biraz bekliyorsunuz dediğim yaklaşık 30 dakika kadar. Tavuk ızgara istediğinizi 3 kere tekrarlamanıza rağmen önünüze et ızgara getirebiliyorlar. Eğer yanlış sipariş getirirlerse, doğrusunu getirmek için sizden 6-7 dakika süre isterler. Bu 6-7 dakika Türkiye saatine göre 15 dakikaya denk geliyor. Biliyorsunuz restoranların saatleri bize göre iki saniye de bir ilerliyor. Garsonlara "Siparişim nerde kaldı?" diye sorun. Size gülümseyerek " şaşırmış " taklidi yapacak ve " aa daha gelmedi mi? " diye soracaklardır. Yarım saatin sonunda sanki hiçbir şey olmamış gibi tabağınızı önünüze koyarlar. Kutu kolayı içmek için ne bir bardak ne de bir pipet istemeye korkarsınız. Çünkü bir yarım saat daha bekleme korkusu sarar sizi.

Boştan farklı bir eleman

Resim
Merkezden uzaklaşıp sonsuza doğru ilerlerken, yakın sokaktaki evin penceresinin önünde durdum yine. Buradan daha ileriye hiç gitmedim. İç dünyamda yaşadığım iki şiddetli depremden sonra başlayan kurtarma çalışmaları, aynı zamanda konuşma balonumda hep aynı meselenin gündemde kalmasına neden oluyor. Yaptığımız işlere anlam katan neydi? Boştan farklı bir küme iseniz elemanlarınızın her biri çok değerlidir. Değerli şeylere sahip olmak insana eşit oranda mutluluk ve hüzün verir. Konuşmak değerli bir elemansa ve siz bu elemana sahipseniz, bu sizi mutlu eder. Peki konuşmanın değeri ne ile ölçülür? Tersi ile mi? Tamamladığı diğer elemanlarla birlikte mi? Yoksa kazandırdıkları ve kaybettirdikleri ile mi?